Malumunuz üzere düğün sezonu yavaş yavaş açılmaya başladı :) Geçen ay katılmamız gereken bir düğün vardı. Biz de bir haftasonu için Ankara'ya gittik. Dönüşü Beypazarı üzerinden yapmaya karar verdik. Ben anne tarafından Ankaralı olmama, Emrah'ın da çoğu akrabasının Ankara'da yaşamasına rağmen ikimiz de Beypazarı'nı görmemiştik. Kısa bir program olacaktı, yarım gün ayırdık. Gece kalmaya bence gerek yok ama akşam karanlığında da görmek isterdim o sokakları.. Hem belki biraz sakinleşirdi, biz gezerken aşırı kalabalıktı..
Biz hızlı bir ön araştırmayla gezilecek yerlere baktık.. Şöyleymiş;
Hıdırlık Tepesi: Beypazarını kuşbaşı görebileceğimiz bir noktaymış. İlk durağımız burasıydı. Safranbolu'da da aynı ismi taşıyan tepeyi hatırlayıp heyecanlanmıştım ama bizi koca bir şantiye alanı karşıladı. Zaten yarısında yol da kapanmıştı. Dolayısıyla ilçeyi yukarıdan fotoğraflayamadık..
İnönü Vadisi: Beypazarı'nın kuzeyinde kalan İnönü Çay'ının oluşturduğu vadi tarihi kalıntılar da barındırıyormuş. İçerisinde de bir çok mağara bulunmaktaymış.. Buradaki mesire yerlerinde yöresel lezzetlerin tadına bakılabilirmiş.. Bizim zamanımız kısıtlı olduğu için İnönü vadisini başka bir Ankara dönüşüne bıraktık :)
Alaattin Sokak: Nam-ı diğer çarşı :) Alışverişinizin çoğunu buradan yapacaksınız zaten..
İmaret Meydanı: Beypazarının sahip olduğu değerleri yaşatmak için düzenlenmiş bir sokak. Halk evi ve Kent Tarihi Müze'si de burada. El sanatlarıyla ilgili birçok dükkan var, dokuyu bozmamak adına ufak Beypazarı evleri şeklinde yapılmışlar.
Kent Tarihi Müzesi: Küçücük Beypazarı'nın 4 müzesinden biri. Her odasında burasının farklı bir dönemine şahitlik edebilirisiniz. Bizim tek bir müze gezme zamanımız vardı. Bu müze internetten de gezilebileceği için hakkımızı başkasında kullandık. Evet internetten müze gezmek diye bir şey var :) İnanmazsanız bakın http://www.beypazarliyiz.com/bilgiarsivi/kenttarihi.aspx
Kültür Evi: Beypazarı kültürünü yansıtan eşyalar, kıymetli belgeler sergileniyormuş burada.
Gümüşçüler Çarşısı: Yakınlarda Mardin'e gitme imkanınız yoksa, Süryanilerin telkari sanatının güzel örneklerini burada da görebilirsiniz. 70 kadar dükkan varmış, ama pazar günü olduğu için 3 4 tanesi açıktı ancak. Mardin kadar ucuz değildi bir de.
Yaşayan Müze: Bizim tercih ettiğimiz müze bu oldu. Çok da memnun kaldık doğrusu. Girişte masallarla karşılandık ve konağın her odasında yansıtılan dönemi biz de yaşadık. Görülmesi gerekir kesinlikle. Bir de ufak bahçesi var kafe olarak kullanılan.
İncili Cami
Yaşayan müzede bir oyuncak dükkanı var. İçerideki herşey ahşaptan.
Yaşayan müzede nazar için kurşun döktüren bir aile :) Emrah yanaşmadı kurşun döktürmeye ama dönerken yaşlı bir teyzeden üzerlik tohumu aldı.. Biz de nazarımızı böyle atarız :)
Ebru çalışması yaptırılan bir oda mevcuttu. Aslında gitmeden önce burda ben de bir çalışma yapmayı planlamıştım ama ufaklıklardan sıra gelmedi :)
Karagöz Hacivat oynatan Emrah! Manileri pek bilemiyor ama :)
Müzenin bahçesi
Neler yedik içtik derseniz; biz yemek için 2 seçenek arasında kalmıştık. Tarihi Taş Mektep ve Bağevi. Tarihi Taş Mektep çarşının içinde olmasından ve bizim de kalabalıktan bunalmamızdan dolayı Bağevini tercih ettik. Tavsiye ederiz.
Alışveriş molası için Foursquare ye güvendik :) Meşe Közünde Çay ve Türk Kahvesi Evi'ni aradık bulduk ve kahvemizi orada içtik..
Bunun yanında, kurulan standlardan ne bulursak yedik içtik. Havuç suyu, dut suyu, kuru domates, baklava, höşmerim..
Baklava, Antep baklavası seven birisi için pek tatmin edici olmayabilir ama höşmerim güzeldi. Dönerken yanınıza erişte, kuru domates, tarhana, dağ kekiği almayı unutmayın! İsteyen Beypazarı kurusu da alsın tabi, ben pek sevemesem de esas meşhur olan o :)
Sakin, büyük bahçeli bir yer. Yanından dere akıyor. Canayakın bir sahibi var. Tüm masaları tek tek dolaşıp sohbet ediyordu biz oradayken.
Beypazarına gelip, sakın ama sakın toprak kaplarda pişen bu güveçten yemeden dönmeyin!
Bu da günün hatırası :)
Bir de Ankara'dan Beypazarına giderken geçtiğiniz bir ilçe var, Ayaş. Burası son zamanlarda oldukça ünlenmiş, biz yeni öğrendik. Gökyüzünde birsürü paraşüt görünce önce gözlerimize inanamadık. Sonra da hayran hayran seyrettik.. Ankara'ya sadece 35 dakika uzaklıkta. Heyecan seven başkentlilerin yeni adresi belli oldu. Güneşli haftasonlarını burada geçirirler artık.
Ayrıca dönüşte Nallıhan'dan geçiyor yol. Aslında burada da görmek istediğim yerler vardı ama onları da bir sonraki Ankara ziyaretimize bıraktık. Nallıhan'da büyük bir Kuş Cenneti var. Yoldayken bile gölün büyük bir kısmını görebiliyorsunuz. Bence sadece ilçenin değil Ankara'nın da önemli değerlerinden biri. Kuzucular Kanyonu, Uyuzsuyu şelalesi ve 750 yaşındaki Anıt Ağaç da Nallıhan'da. Kanyonun fotoğraflarını görünce renklerine hayran kalmıştım, kendisini de görürüm inşallah bir gün :)
Nallıhan Kuş Cenneti
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder